AKMED, Suna - İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Enstitüsü’nden ülkeye kazandırılan koleksiyon;
Osmanlı Döneminde Bursa
19. Yüzyıl Ortalarından 20. Yüzyıla Bursa Fotoğrafları
28 Aralık 2001 - 19 Ocak 2002 tarihleri arasında Bursa Tayyare Kültür Merkezi’nde Bursalılar’a açık olan “Osmanlı Döneminde Fotoğraflarla Bursa Sergisi”nde, kitapta yer alan 293 fotoğraf arasından seçilen yüzün üzerinde eski fotoğraf bulunuyor.
Avrupa ve Türkiye’de son yirmi yıl içerisinde gelişerek süratle değer kazanan eski fotoğraf koleksiyonları, eski dönemlerin kültür, yaşam ve yerleşim bölgeleri hakkında belge olarak birebir bilgi aktarması açısından önem taşıyor.
Fransa’da yaşayan AKMED Sanat Danışmanı ve eski fotoğraf uzmanı Ahmet Abut’un 21 yıl boyunca Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden Suna ve İnan Kıraç’ın özel koleksiyonu için büyük bir çabayla derlediği fotoğraflar ve fotoğrafları inceleyerek Bursa’nın kentsel ve mimari gelişimini kaleme alan Uludağ Üniversitesi Mimarlık Bölümü Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Neslihan Türkün Dostoğlu’nun katkılarıyla ülkemize kazandırılan Bursa yöresi hakkındaki bu eser ve serginin en büyük özelliklerinden biri de, Fransa’nın önemli müzelerinden biri olan Albert Kahn Müzesi’nden temin edilen, Bursa’nın 1913 yılına ait ilk renkli fotoğraflarını da içermesi.
Üç hafta boyunca açık kalan “Osmanlı Döneminde Fotoğraflarla Bursa Sergisi”nin, Bursa’nın yerel yönetimi, iş dünyası ve sanatseverlerinin davetli olduğu, Bursa Tayyare Kültür Merkezi’nde gerçekleşen Açılış Daveti’ne Albert Kahn Müzesi Müdürü, Şef Konservatör Jeanne Beausoleil de katıldı.
Suna - İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü’nün (AKMED) yayınladığı sekizinci eser olan “Osmanlı Döneminde Bursa” kitabı Bursa’daki kitapçılarda ve İstanbul’da Remzi Kitapevleri’nde ilgililer için satışa sunuldu.
Osmanlı Döneminde Bursa
19. Yüzyıl Ortalarından 20. Yüzyıla Bursa Fotoğrafları
Kısa Notlar
Bir elin çizgileri gibi….
“...kent geçmişini dile vurmaz, çizik, çentik, oyma ve kakmalarında zamanın izini taşıyan her parçasına, sokak köşelerine, pencere parmaklıklarına, merdiven trabzanlarına, paratoner antenlerine, bayrak direklerine yazılı geçmişini bir elin çizgileri gibi barındırır içinde.”
Italo Calvino, Görünmez Kentler
Koleksiyon, Osmanlı Dönemi’nin kuruluş döneminde başkentlik yapmış Bursa’nın mimari, kentsel, tarihi ve sosyo-kültürel yapısını irdelediği gibi, kitapta yer alan 293 fotoğraf, 1854’den Cumhuriyet’in başlangıç yıllarına kadar Bursa kentinin gelişimini, kaybolan güzelliklerini sergilemektedir.
1850’li yıllardan önce kentlerle ilgili bilgiler, seyyahların yazılarından, ressamların gravür ve resimlerinden öğrenilmekteydi. Dünyadaki ilk görüntünün 1826’da Fransa’da metal üzerine kaydedilmesinden sonra giderek gelişen fotoğrafçılık, 1850’lerden itibaren yaygınlaşmaya başlamış ve böylece kentler hakkında daha gerçekçi bilgilere ulaşılması sağlanmıştır.
Bursa ile ilgili bilinen ilk fotoğraf, dünyada bir eşi bulunmayan Irgandı Köprüsü’nün görüntüsüdür; Treamaux’un “Exploration Archéologique en Asie Mineure” folio baskı kitabındaki taş baskı gravürün aslı 1854 yılında çekilmiş bir fotoğraftır.
2200 yıllık geçmişinde birçok uygarlığın beşiği olan Bursa’nın ilk ismi Prusias ad Olympum idi. İlk kapsamlı haritası 1862 yılında yayınlanmıştır.
AKMED’in Sanat Danışmanı, Fransa’da yaşayan eski fotoğraf uzmanı Ahmet Abut koleksiyonda yer alan fotoğrafları Suna ve İnan Kıraç’ın özel koleksiyonu için 21 sene boyunca başta Fransa olmak üzere Avrupa ülkelerinden topladı. Abut, eski fotoğraflara olan tutkusunun, çocukluğunda kendisine sitayişle bahsedilen ancak hiç tanımadığı dedesini eski fotoğraflarda bulmaya çalışmasıyla başladığını belirtiyor.
Koleksiyonu inceleyerek Bursa’nın kentsel ve mimari gelişimini kaleme alıp kitaba aktaran, Uludağ Üniversitesi Mimarlık Bölümü Öğretim Görevlisi
Doç. Dr. Neslihan Türkün Dostoğlu’nun konut alanları, kentler, mimarlık ve yöresellik ve evrensellik kavramlarını mimarlık ve kentler açısından irdeleyen 48 yayını var.
Albert Kahn Müzesi ’nin kurucusu Albert Kahn’ın (1860-1940) yerleşim bölgelerinin fotoğraf ve film dökümünü içeren belgeleme çalışmaları çerçevesinde, 1913 yılında coğrafyacı Jean Brunhes ile fotoğrafçı Auguste Léon Bursa’ya hareket eder. Döndüklerinde yanlarında iyi kalite seksendört otokrom plaka (renkli cam negatif) vardır. Bu fotoğraflardan 31 adedi “Osmanlı Döneminde Bursa” kitabında yer almaktadır.
AKMED , başta Antalya ve çevresi olmak üzere tarihi, arkeolojik, etnografik ve kültürel değerlerin araştırılması, belgelenmesi, korunması, onarılması ve ilişkilerinin yorumlanmasına yönelik bilimsel çalışmalara ve araştırmalara destek olmak amacıyla kurulmuş Vehbi Koç Vakfı bünyesinde yer alan uluslararası bir kültür kurumudur.
Nadir yayınlar koleksiyonu kapsamında bugüne değin, Çanakkale Seramikleri, Zeus'un Anadolu Kültleri, Osmanlı Seramiklerinin Görkemi, Fotoğraflarla Atatürk, 19. Yüzyıl İzmir Fotoğrafları, Yadigâr-ı Kütahya ve Doğa Ana Kubaba eserlerini yayınlayan AKMED’in “Osmanlı Döneminde Bursa” kitabı sekizinci yayınıdır.
Bursa’nın, iş dünyasının duayenlerinden İnan Kıraç için önemi büyüktür. Babası Ali Numan Bey, Bursa Ziraat Okulu’ndan mezundur. Eskişehir doğumlu olmasına rağmen nüfus kütüğü Bursa’dadır. Ayrıca Tofaş’ın Bursa’da kurulması, Karsan’ın yine Bursa’da bulunması, dolayısıyla tarihle kucaklaşmış olan Bursa kentinin, şimdilerde otomotiv ile ilgili yan sanayinin gelmesiyle, büyük bir sanayi şehri olması koleksiyonun kitaba dönüşmesinin nedenleridir.
Ülkemize kazandırılması ve dağılmadan birarada korunabilmesi amacıyla satın almış olduğumuz Bursa yöresi ile ilgili 19. asır fotoğraflarını sizinle paylaşmayı arzu ettik.
Bu koleksiyon, Osmanlı devletinin kuruluş döneminde başkentlik yapmış Bursa’nın fiziksel ve sosyo-kültürel yapısını irdelediği gibi, kitapta yer alan 293 fotoğraf, 1854’den Cumhuriyet’in başlangıç yıllarına kadar Bursa kentinin gelişimini, kaybolan güzelliklerini sergilemektedir.
Kent ve yöresi; kaplıcaları, meyve bahçeleri ve ipekçiliği ile meşhur iken, Balkanlar’dan ve Kafkaslar’dan aldığı dış göçlerle hızlı bir nüfus artışı göstermiş, küçük dokuma atölyeleri tekstil fabrikalarına dönüşmüş, otomotiv ve ilgili yan sanayinin gelmesiyle de, Bursa artık büyük bir sanayi şehri olmuştur. Bu nedenlerle, bu eser, yaşanan değişim içerisinde artık çoğu yokolmuş tarih ve kültür birikimlerini geleceğe aktarabilmek açısından önem taşımaktadır.
Ayrıca, babam Ali Numan Bey, Bursa Ziraat Okulu’ndan mezundur. Daha sonra Atatürk tarafından Amerika’ya Nebraska Üniversitesi’ne gönderilmiş, eğitimini bitirip Türkiye’ye döndüğünde yine Atatürk’ün emriyle Eskişehir’de kuru ziraat uygulamasını başlatmıştır. Eskişehir doğumlu olmama rağmen nüfus kütüğüm Bursa’dadır. Buna ilaveten, Tofaş’ın Bursa’da kurulması, emeklilik dönemimde kurduğum Karsan’ın yine Bursa’da bulunması, dolayısıyla bu kenti Suna ile birlikte çok sevmemiz, pekçok dost edinmiş olmamız, koleksiyonun kitaba dönüşmesinin bir başka nedenidir.
Bu fotoğrafları büyük bir coşku ve çaba ile toplayıp bir araya getiren ve bize bu koleksiyonu kazandıran Sanat Danışmanımız Ahmet Abut’a, koleksiyonumuzu inceleyerek Bursa’nın kentsel ve mimari gelişimini kaleme alan Uludağ Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Mimarlık Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Neslihan Türkün Dostoğlu’na, Albert Kahn Müzesi otokrom cam negatiflerini kullanımımıza sunan Şef Konservatör Jeanne Beausoleil’e ve bu koleksiyonun sahibi AKMED - Suna & İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü Müdürü Kayhan Dörtlük’e teşekkür ediyoruz.
Suna ve İnan Kıraç
Osmanlı Döneminde Bursa” kitabında yer alan metindir.
“...kent geçmişini dile vurmaz, çizik, çentik, oyma ve kakmalarında zamanın izini taşıyan her parçasına, sokak köşelerine, pencere parmaklıklarına, merdiven trabzanlarına, paratoner antenlerine, bayrak direklerine yazılı geçmişini bir elin çizgileri gibi barındırır içinde.”
Italo Calvino, Görünmez Kentler
Bursa ile ilgili bu kitapta kentin ellerindeki çizgileri okumaya çalıştım. Bu okuma sürecinde fotoğraflar bana yardımcı oldu. 1850’li yıllardan önce kentlerle ilgili bilgiler, seyyahların yazılarından, ressamların gravür ve resimlerinden öğrenilmekteydi. Bu tür eserler, aktaran kişinin algılama ve yorumuna açık olduğundan genellikle gerçeği olduğu gibi yansıtmamaktaydı. Dünyadaki ilk görüntünün 1826’da Fransa’da metal üzerine kaydedilmesinden sonra giderek gelişen fotoğrafçılık, 1850’lerden itibaren yaygınlaşmaya başlamış ve böylece kentler hakkında daha gerçekçi bilgilere ulaşılması sağlanmıştır. Bursa hakkındaki yazı, gravür ve resimlerdeki bilgiler fotoğraflarla desteklenince kentin geçmişiyle ilgili daha objektif sonuçlara ulaşmak mümkün olmuştur. Bu kitapta, günümüzde önemli bir kısmı mevcut olmayan veya değişimlere uğramış olan kent dokularını yansıtan fotoğraflar aracılığıyla Bursa’da geçmişin izleri saptanmaya çalışılmıştır.
Bursa ile ilgili bilinen ilk fotoğraf, 1854 yılında Irgandı Köprüsü’nün görüntüsünü yansıtmaktadır. Treamaux’un “Exploration Archéologique en Asie Mineure” folio baskı kitabındaki taş baskı gravürün aslı 1854 yılında çekilmiş bir fotoğraftır. Bursa’nın ilk fotoğrafının Irgandı Köprüsü ile ilgili olması çok anlamlıdır çünkü Bursa için bir sembol olan bu köprünün dünyada bir eşi bulunmamaktadır. Bursa’nın geçmişte yaşadığı deprem, sel, savaş gibi önemli olayların izlerini taşıyan ve günümüze 1854 tarihli fotoğrafından çok farklı bir biçimde ulaşan Irgandı Köprüsü, Tanpınar’ın söz ettiği Bursa içinde saklı olan farklı bir zamana açılan bir penceredir.
Bu kitapta yer alan 293 fotoğraf, 1854’ten Cumhuriyet’in başlangıç yıllarına kadar Bursa kentinin gelişimini sergilemektedir. Fotoğraflar ‘kent’, ‘yaşam’, ‘meslekler’ ve ‘giysiler’ ana başlıkları altında gruplanmıştır. ‘ Kent’ başlığı altındaki fotoğrafların çoğu, yansıtılan fiziksel dokunun ortaya çıkış tarihine göre sıralanmıştır; başka bir deyişle, genel olarak kronolojik bir dizi söz konusudur. Her fiziksel doku ise, kendi içinde, fotoğrafların çekiliş tarihlerine göre sıralanmıştır. Böylece, kentin değişmeyen coğrafi yapısına rağmen, sürekli dönüşen fiziksel dokusunun daha kolay gözlemlenebilmesi sağlanmıştır. ‘Yaşam’, ‘meslekler’ ve ‘giysiler’ bölümlerindeki fotoğraflarda ise benzer görüntüler bir araya getirilmiş ve fotoğraflar, çekiliş tarihlerine göre düzenlenmiştir. Aslında, fotoğrafları kesin sınırlarla gruplara ayırmak çoğu kez mümkün değildir. Örneğin, kent ile ilgili fotoğrafların pekçoğunda o dönemde yaşayan insanlar görülmekte, yaşama, mesleklere ve giysilere ait ipuçları farkedilmekte veya mesleklerle ilgili fotoğraflarda kentin fiziksel dokusu seçilmektedir. Ancak, özel ilgi alanları olanların kolay takip edebilmesi açısından fotoğraflar, baskın olan niteliklerine göre kitapta gruplanmıştır.
Bursa kentinin Osmanlı dönemi fotoğraflarını içeren bu kitapta, Osmanlı Devleti’nin kuruluş döneminde başkentlik yapmış olan Bursa’nın fiziksel ve sosyo-kültürel yapısı irdelenmektedir. ‘Anadolu’daki zengin uygarlıklar zincirini Cumhuriyet Türkiyesi’ne bağlayan son halka’ olan Osmanlı döneminin Bursa’da çeşitli boyutlarıyla incelenmesi, kültürel sürekliliği sağlamak, Anadolu’daki zengin kültürler tarihinin birikimlerini geleceğe aktarabilmek açısından önem taşımaktadır. Kültür, tarih boyunca insanlar tarafından
yaratılan ve aktarılan maddi, manevi tüm değerlerden oluşan karmaşık bir bütündür. Bir toplumun sağlıklı gelişebilmesi için kültürel değerlere ve geleneklere saygı gösterilmelidir çünkü geçmiş değerlerin rasyonel analizi ve dikkatli biçimde değerlendirilmesi toplumun geleceğini daha iyi şekillendirmesini sağlar. Küreselleşmeyle beraber yöreselliğin de anlaşılması ve değerlendirilmesi toplumların yaşam kalitesinin yükseltilmesi açısından önemlidir. Bu bağlamda, söz konusu kitap, Bursa özelinde daha iyi bir gelecek için geçmişi anlamayı amaçlamaktadır.
Bursa , veya ilk ismiyle Prusias ad Olympum, 2200 yıllık geçmişinde pekçok uygarlığın beşiği olmuş bir kenttir. Kent, Bithynia Kralı I. Prusias'a atfen Güney Marmara Bölgesi'nde M.Ö. 185 yılında kurulmuş ve zamanla Prusias ismi önce Prusa, daha sonra Bursa olarak değişmiştir. Bithynia, Roma ve Bizans dönemlerinden sonra 1326'da Sultan Orhan tarafından Osmanlı topraklarına katılan ve Osmanlı Devleti'nin başkenti olan Bursa, bu işlevini 1331-1335 tarihleri arasında geçici bir süre İznik’in başkent olduğu süre haricinde, 1365’ten itibaren Edirne kentiyle paylaşarak, 1453’te İstanbul başkent olana kadar sürdürmüştür. 1450-1600 yılları arasında dünyanın sayılı ticaret ve üretim merkezlerinden biri olan Bursa, 17. yüzyıl başlarından 19. yüzyıl ortalarına kadar oldukça durağan bir görünüm sergilemiş, ancak 19. yüzyıl ortalarından itibaren, kendi iç dinamikleriyle değil, daha çok dış etkilerle sosyal, ekonomik ve fiziksel bir değişim süreci yaşamıştır. Bu değişim Cumhuriyet döneminde de devam etmiş ve Bursa Cumhuriyet hükümetlerinin Batılılaşma hedefine bağlı olarak dönüşmüş, giderek gelişmekte olan ülkelerin tipik dinamiklerini yansıtmıştır.
Bursa , azgelişmişliğin sonucu olan kentsel dinamikler sürecinde kırın itmesi, kentin çekmesi ile 1960'lardan itibaren kırsal alanlardan kaynaklanan büyük bir iç göç dalgasıyla karşı karşıya kalmıştır. Ayrıca 1910'lardan itibaren Balkan'lardan ve Kafkas'lardan, 1950'li yıllardan sonra Bulgaristan'dan kaynaklanan dış göçler, Bursa'yı Türkiye'deki başka kentlerde görülmeyen bir ölçüde etkilemiştir. Türkiye'deki ilk Organize Sanayi Bölgesi'nin 1962'de Bursa'da kurulma sürecinin başlamasından sonra başta tekstil ve otomotiv olmak üzere pekçok endüstri kolunun giderek gelişmesi, kentin iç ve dış göçler için bir çekim merkezi olmasına neden olmuştur. Bu süreç içinde olağan durumlar göz önüne alınarak hazırlanan bölge ve kent planları geçersiz kalmış, yeterli arsa üretilemediği için kente yeni gelenlere konut arzında sıkıntıya düşülmüştür. Sonuç olarak, nüfusu son on yılda %6.5'luk bir artış ile üçe katlanmış olan Bursa'ya göç eden kitleler, hemşehrilik bilincinden yoksun olarak Bursa'yı kuşatmışlardır. Kentteki mevcut konut alanlarında barınacak ekonomik güce sahip olmayan bu gruplar kentin periferisinde imarsız veya yasal olmayan alanlarda düşük kaliteli konutlar inşa ederek yerleşmişlerdir. Türkiye'nin diğer büyük kentlerinde olduğu gibi Bursa nüfusunun yaklaşık olarak %60'ı günümüzde bu tür alanlarda yaşamaktadır.
İlk kapsamlı haritası 1862 yılında yayınlanan, 1924 yılından itibaren pekçok planlama çalışması yapılan Bursa, günümüzde doğu batı yönünde 40 kilometrelik lineer bir gelişme göstermektedir. Bursa kentinin periferisindeki değişikliklerle birlikte kentin merkezi alanları da 20. yüzyıl ortalarından itibaren giderek dönüşmüştür. Geleneksel konut alanlarında pekçok konut yıkılarak yerlerine apartmanlar yapılmış, iki üç katlı konutlar için anlamlı olan organik sokaklar çok katlı apartmanlar için dar gelmiş, parkların veya çocuk bahçelerinin yetersiz kaldığı, kirliliğin arttığı sağlıksız çevreler oluşmuştur.
Tüm bu olumsuzluklara karşın Bursa, ellerindeki çizgilerde Tanpınar’ın deyimiyle “ikinci zaman”ı barındıran, tarihi süreci de içeren bir dinamikle yaşantısını sürdürmektedir. Bu bağlamda, 'yeşil', 'su' ve ‘kültür' kelimeleri, Bursa’yı tanımlamak için günümüzde de geçerliliğini korumaktadır. Bursa tarih boyunca yeşillikleriyle ünlenen bir kenttir. Güneyinde Uludağ, kuzeyinde bereketli bir ova bulunan Bursa, günümüzde de tüm plansız gelişmelere rağmen yeşil dokusunun bir kısmını koruyabilmiştir. 1640 yılında Bursa'yı ziyaret eden ünlü seyyah Evliya Çelebi'nin “Velhasıl Bursa sudan ibarettir” cümlesinden de anlaşılacağı gibi Uludağ eteklerinde kurulmuş olan Bursa, tarih boyunca gerek soğuk, gerekse sıcak su kaynakları açısından çok zengin bir kent olmuştur. Osmanlı döneminde Bursa'da pekçok konutta sıcak ve soğuk suların aktığı, sokakların açıldığı meydanlarda çeşmelerin, kentin çoğu mahallesinde hamamların bulunduğu bilinmektedir. Bursa, toplumun maddi ve manevi tüm değerlerinin toplamı olan kültürel birikim açısından da çok zengindir. 1326 yılında Orhan Gazi Bursa’yı aldığında kale içindeki yerleşmeden ibaret olan kentin, günümüzde kısmen mevcut olan kale duvarları bu birikimi yansıtmaktadır. Bu kitabın ilk fotoğraflarında görülen surlar ve kente giriş kapıları, Bithynia, Roma, Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinin izlerini taşımaktadır. Kitaptaki fotoğraflarda Osmanlı döneminde inşa edilen bazı binaların geçmiş dönem binalarının üzerine eklemlendiği, bazılarında ise sütun başlıkları, heykel başları gibi önceki dönemlere ait elemanların devşirilerek kullanıldığı gözlemlenebilmektedir. Ayrıca, üretimde ve sosyal yaşamda bazı geleneklerin, küreselleşmenin tüm etkilerine rağmen günümüzde varlığını sürdürdüğü söylenebilir. Bursa tarihle kucaklaşmış bir kenttir.
Bu kitap, Osmanlı dönemindeki Bursa’yı 19. yüzyıl ortalarından 20. yüzyılda Cumhuriyet’in kuruluş yıllarına kadar çeşitli fotoğrafçıların objektiflerinden yansıtmakta ve fotoğrafların açıklamalarıyla kentin geçmişini analiz ederek geleceğe taşınması gerekli değerlere ışık tutmayı amaçlamaktadır. Bursa’yı ve onun değerlerini özümsemiş olan
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ‘Bursa’da Zaman’ isimli şiirinden bir bölüm bu kitaptaki fotoğrafların yansıttıklarını çok iyi özetlemektedir:
“Bursa’da bir eski cami avlusu,
Küçük şadırvanda şakırdayan su;
Orhan zamanından kalma bir duvar...
Onunla bir yaşta ihtiyar çınar
Eliyor dört yana sakin bir günü.
Bir rüyadan arta kalmanın hüznü
İçinde gülüyor bana derinden.
Yüzlerce çeşmenin serinliğinden
Ovanın yeşili, göğün mavisi
Ve mimarilerin en ilahisi."
Doç. Dr. Neslihan Türkün Dostoğlu
“Osmanlı Döneminde Bursa” kitabında yer alan metindir.
Jean Brunhes ve Auguste Léon,
Albert Kahn Gezegeni arşivleri için 1913 yılında Bursa’da
3 Haziran 1913’de, Fransa’da beşeri coğrafyanın öncülerinden olan coğrafyacı Jean Brunhes, Bursa’ya gelir. Fotoğrafçı Auguste Léon’un eşlik ettiği Brunhes, finansçı Albert Kahn (1860-1940) adına yürüttüğü bilimsel misyonun yöneticiliğini yapmaktadır. Albert Kahn, gerekli maddi olanaklara sahip olduktan sonra halklararası anlaşımı ve uluslararası işbirliğini geliştirmeyi hedefleyen büyük bir ütopyayı gerçekleştirmeye girişmiştir. Projesinin merkezinde ise belgeleme yer alır. Albert Kahn gerçekten de, ötekinin kabulünün ötekini tanımaktan geçeceğine inanır. Diğer ulusların gündelik gerçekleri öğrenildiğinde insan sadece barış içinde çalışacaktır. 1898 ve 1931 yılları arasında projesi için gerekli olduğunu düşündüğü tüm eserlerin oluşumuna kendini tamamen adayacak ve bunu sıkı bir yöntem çevresinde düzenleyecektir: gözlem, analiz, tartışma. Yeryüzünün insan tarafından işgal edilen ve düzenlenen alanının fotoğraf ve film dökümünü içeren Gezegen Arşivleri, Fransız ve yabancı genç mezunlara yönelik Dünyanın Çevresinde gezi burslarıyla birlikte öncelikle gözlemi içine alır. Albert Kahn’ın bu uluslararası seçkinlere tek bir talimatı vardır: “Tüm öğrendiklerinizi unutun: gözleriniz açık kalsın”. Dünyaya at gözlükleriyle bakmamak Jean Brunhes’in de önem verdiği bir şeydir. Beşeri coğrafyanın kavramlarıyla yetiştirdiği uygulayıcılara sürekli “görmek istediğini görme” diye yinelemekten geri kalmaz.
Jean Brunhes ve Auguste Léon, Bursa’dan iyi kalite seksen dört otokrom plaka getireceklerdir. Jean Brunhes, Albert Kahn’ın talimatına uygun olarak gündelik görünümlere önem verecektir. Bakış açısında her zaman varolan öznelliği mümkün olduğunca ortadan kaldırmak için fotoğrafçıdan şehrin ve çevresinin birçok panoramasını en geniş açıdan orta açıya doğru ilerleyerek çekmesini ister, böylece anlamlı bulunan ayrıntıya ulaşılacaktır: kültürler, bir köprü, sokaklar, kadın ve çocuk toplulukları, bir evin dekoru....
Albert Kahn’ın tüm eserleri gibi, fotoğraf klişeleri de ötekine yönlendirilen sıcak bakışın kanıtlarıdır. Ve, geçmiş zamanın görüntülerinden oluşan bu belgeler, özellikle titiz bir yöntemden yararlanan bu hassasiyet sayesinde, şimdiki zamanın gerçeğini anlamada kanıt olma gücünü yitirmemiş görünüyorlar.
Jeanne Beausoleil
Basın Bildirisi
28 Aralık 2001
“Osmanlı Dönemi’nde Bursa”
Sergisi’ne yoğun ilgi
Suna & İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü (AKMED) tarafından ülkeye kazandırılan “Osmanlı Döneminde Bursa, 19. Yüzyıl Ortalarından 20. Yüzyıla Bursa Fotoğrafları” isimli belgesel ve tarih eseri niteliğindeki iki ciltlik kitabın, Bursa Tayyare Kültür Merkezi’nde dün (27 Aralık 2001) gerçekleşen sergisi Bursalılar tarafından yoğun ilgi gördü.
Suna ve İnan Kıraç’ın özel koleksiyonundan ve Fransa’nın önemli müzelerinden Albert Kahn’ın 1913 yıllarına kadar uzanan arşivinden hazırlanan “Osmanlı Döneminde Fotoğraflarla Bursa Sergisi”, dün AKMED Enstitüsü Müdürü Kayhan Dörtlük’ün ev sahipliğinde, Bursa Valisi Ali Fuat Güven, AKMED Sanat Danışmanı Ahmet Abut, eseri kaleme alan Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Neslihan Türkün Dostoğlu, Albert Kahn Müzesi Müdürü Şef Konservatör Jeanne Beausoleil katılımıyla ve Bursalı işadamları, akademisyenler ile sanatseverlerin yoğun ilgisiyle gerçekleşti.
Bursa Tayyare Kültür Merkezi’nde, Osmanlı Dönemi ezgi ve esintileri ile bezenen bir davetle açılan ve 19 Ocak 2002’ye kadar açık kalacak sergideki eski fotoğraflarla birlikte, eş zamanlı olarak piyasaya sunulan ve tarih eseri niteliğindeki, üç dilde, iki cilt halinde hazırlanan “Osmanlı Döneminde Bursa, 19. Yüzyıl Ortalarından 20. Yüzyıla Bursa Fotoğrafları” kitabına da ilgi büyüktü.
Başta Antalya ve çevresi olmak üzere tarihi, arkeolojik, etnografik ve kültürel değerlerin araştırılması, belgelenmesi, korunması, onarılması ve ilişkilerinin yorumlanmasına yönelik bilimsel çalışmalara ve araştırmalara destek olmak amacıyla kurulmuş, Vehbi Koç Vakfı bünyesinde yer alan uluslararası kültür kurumu AKMED’in Enstitü Müdürü Kayhan Dörtlük “Suna ve İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Enstitüsü olarak bugün Bursa’dayız, ancak faaliyetlerimizi tüm Akdeniz ve Anadolu’yu kapsayacak şekilde artırma çabalarımız devam etmektedir.” diye belirtti.
“Osmanlı Döneminde Bursa” eseri başta Remzi Kitapevleri olmak üzere, Bursa’da ve diğer şehirlerdeki büyük kitapçılarda okura sunulmaktadır.