HÜRRİYET BAZEN GEÇMİŞE DÖNMEKTİR

Geçen haftasonu, tamamen tesadüflerin denk gelmesiyle, ilk kez tanıştığım bir beyefendinin evinde yarım saat çay içmek üzere bulunduğumda karşılaştım Hürriyet Gazetesi’nin ilk sayısıyla. ‘Cumartesi, 1 Mayıs 1948, Sene: 1 - No. 1’
Elimde heyecanla tuttuğum gazete neredeyse 57 yıl öncesine ait. O dönem sahibi, ki gazetede ‘Müessisi’ olarak geçiyor, Sedat Simavi kendi imzasıyla, ilk kez çıkan bu gazetenin, şimdiki deyimiyle misyon ve vizyonunu aktaran bir yazı yazmış.
6 sayfalık, pardon sahifelik, bu gazete koleksiyon olma niteliğinin yanı sıra, neredeyse Cumhuriyet tarihinde iletişim sektörünün gelişmelerini bire bir yansıtıyor.

57 yıl öncesinden günümüze bir gezi yapabilmek ve bunu Referans okurlarıyla paylaşabilmek için gazeteyi ödünç istedim.

6 sahife, 10 kuruş
57 yıl öncesinin gazetesinde ilk dikkat ettiğim sayfa sayısı ile fiyatı idi. 6 sahife 10 kuruş ederse, şimdinin 45-50 sayfalık gazeteleri YTL olarak 35 kuruş ediyor. İlk kaba gözlem bugünkü gazete fiyatlarının daha ucuz olduğudur. O günün Bab-ı Ali şartları ve gazeteyi hazırlayan kişilerin azlığı ile günümüz medya kuleleri ve binlerce çalışanını mukayese edecek olursak, ilan fiyatları çok artmış olmalı. İlave mi dediniz? Evet, 57 sene öncesinin gazetesinde bir de ilave var; ‘Gazetemiz okuyucularına parasız olarak beş renkli bir Bahar ilâvesi sunmaktadır. Bu ilâveyi müvezzilerden isteyiniz.’

Makaleler İsmet İnönü ve Celâl Bayar’dan
Gazetenin ilk nüshası için, dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile Ana Muhalefet Lideri Demokrat Parti Genel Başkanı Celâl Bayar’dan makale yazması istenmiş. Böylelikle gazetenin ilk sayfasındaki iki ana makale Devlet’ten gelmiş. Gazetenin yayın ilkelerinin bilgisi ise Sedat Simavi’nin baş yazısında net olarak verilmiş.
‘Demokrasinin müdafii olduğumuzu ileri sürmekle, Demokrat partinin körü körüne taraftarlığını, ve Halk Partisinin düşmanlığını yapacağımızı zannetmeyiniz! Hürriyet hiç bir partiye bağlı değildir. Hürriyet hür ve müstakil kalacaktır. Devlet Reisimiz İnönü ile muhalefet partisi lideri Celâl Bayar’ın Hürriyet için nezaket göstererek yazdıkları makaleleri bu ilk sayımızda neşretmekle bunu isbat ettiğimize kaniiz.’

4,5 sayfa haber, 1,5 sayfa ilan
Mukayeseye devam edebilmek için pazar günkü Hürriyet’in ilan sayfalarını saymak farz oldu. 48 sayfalık gazetede yaklaşık 32 sayfa ilan var. 57 sene öncesinin oranına göre bakarsak 12 sayfa olması gereken ilan sayfasının 32 olması, ülkemizdeki iletişim sektörünün, dolayısıyla ekonominin nasıl hareketlendiğinin ve geliştiğinin de göstergesi.
Orana bakarak yapılacak ters yorum ise, aslında 57 yıl önceki gazeteyi ilk elime aldığımda ‘ne kadar az haber var’ diye yaptığım saptamanın da yanlış olduğu. Şimdinin gazeteleri 57 sene öncesine göre %40 daha az haber içeriyor. Buna nasıl yorum yapmalı?

Haber değişir, formatı değişmez
Haberler elbette değişmiş zamana bağlı olarak, ama haberin formatı değişmiyor. Başlık, spot, resim, resim altı ve haber. Haberin 5N+1K (Kim, Ne, Nerede, Nasıl, Ne zaman, Neden) içermesi de gayet tabii değişmemiş. Peki, neden hala bu en basit kural günümüz iletişimcileri ve genç gazetecileri tarafından ezberlenemiyor, işte o anlaşılır gibi değil.
Değişen haberlere bir göz atıp gülümsemeye ne dersiniz?
‘Ankara’da bir cinayet: Bir terzi, karısı ile komşusunu öldürdü.’
Cinayet haberi her zaman haberdir. Eskinin gazetesi birkaç cinayet haberi ile yetinirken, günümüz gazeteleri en az bir sayfa ayırıyor.
‘Ortaşarka sokulmak için Rusların çevirdiği entrikalar: Bir dünya imparatorluğu kurmaya çalışan Moskova, her tarafa beşinci kollarını göndermiştir.’
Dünya imparatorluğu kurma hevesi senelerdir var demek ki! Bunun yolu hep Ortadoğu’dan mı geçiyor acaba?
‘Özel idareler kanun tasarısı: Meclise sunulan tasarıda mühim esaslar bulunuyor.’
İşte bu haber düşündürücü. Haberin içinde, kanunun 35 sene evvel hazırlandığından o günün ihtiyaçlarına cevap vermediğinden dem vuruluyor. Bu konu hala gündemimizde değil mi sahi?

Ve ilanlar
İşin en eğlenceli ve keyif veren tarafı ise ilanlara bakmak. Öyle sade, öyle net ve o zamanın icaplarına göre öyle doğrular ki! Süslü ve karmaşık değiller şimdiki gibi, ana mesajı kaçırmaya imkan yok.
Fakat, o dönemin kelimeleri ve görselleri ile öyle komik oluyorlar ki bir yandan da. ‘RCA, musikiden anlayanların radyosudur.’ Buyrun işte mesaj! RCA’nız yoksa musikiden anlamıyorsunuz!
‘Ampule ihtiyacınız varsa bu marka üzerinde ısrar ediniz. General Electric’
Kimi ilanlarda da ciddi görsel hatalar var. Ama ne gam! ‘Pertev müstahzaratı. Kadın Tuvaleti için lazım olan hiç bir şeyi ihmal etmedi Tamamen fenni bir tertip, şiddetli tıbbi kontrol. Zarif ambalaj - Mutedil fiat’

57 yıl önceden gelen markalar
Günümüzde marka nedir, kimdir tartışması süredursun, 57 yıl öcesinden günümüze kadar gelen markalara şapka çıkarmak gerekmez mi?
İşte Remzi Kitabevi. O dönemde Şen Dul adlı bir kitabı çıkarmış. Fiyatı 200 kuruş.
Parker kalemleri o dönemde de varmış. Üstelik ilk sayfa üst sağ köşeye ilan vermiş; ‘dünyada en çok istek celbeden dolma kalem’.
Yapı ve Kredi Bankası, ikramiyeli aile cüzdanı sahipleri arasında bir çekilişi yapıyor 20 bin liralık ev ile 10 bin liralık çeşitli para ikramiyeleri dağıtıyor.
Anlaşılan o ki, değişim rüzgarları tabii ki çok güçlü esiyor ve geçtiği yeri geliştiriyor, değiştiriyor ama ana mevzu hep aynı!

İpet Altınay