Çocuğunuzla iletişiminiz nasıl?

Zorlanıyor musunuz?
Sizi dinlemiyor mu?
Okulundan habire şikayet geliyor mu? Ona uyumsuz veya öğrenme özürlü diyorlar mı? Dikkat eksikliği ya da hiperaktiflik tanıları mı konuyor?
Maymun iştahlı mı? Herşeyden çok çabuk sıkılıyor ve konsantre olamıyor mu?
Aşırı derecede enerjik mi?
Pek çok şeye “Ben biliyorum!” tavrı ile mi yaklaşıyor?
Yüksek bir duyarlılığa sahip, duygusal bir çocuk mu? Ölümden, sevdiklerini kaybetmekten çok mu korkuyor?
Her söylediğinize karşı mı geliyor? Otorite kuramıyor musunuz?
Nasıl başa çıkacağınız konusunda sık sık kaygılanıyor musunuz?
Sorunlu bir çocuğunuz olduğunu düşünüp endişeleniyor musunuz?
Sakın yapmayın! Büyük ihtimalle üstün zekalı ve çok özel bir çocuğunuz var.
* * *
1980’lerden sonra doğan çocukların çok özel ve farklı çocuklar olduğunu söyleyen bir kitap var. Özellikle tüm anne-babaların ve eğitimcilerin mutlaka okuması gereken bir kitap; “İndigo Çocuklar”, Lee Caroll & Jan Tober, Akaşa Yayınları (Tel: 212 / 249 20 15).
Şu ara pek çok kitapevinde, “En Çok Satanlar” rafında duran bu kitabı yalnız kendiniz için değil, eşiniz, dostunuz, hatta çocuğunuzun öğretmeni için de edinmelisiniz.
Çünkü başa çıkmaya çalıştığınız bu çok özel çocuk için, bugüne dek öğrendiğimiz ev içi terbiye ve okuldaki eğitim sistemleri yeterli olmayabilir. Onun enerjisiyle ve yetenekleriyle -bildiğimiz yöntemlerle- başa çıkmaya kalkışmak, onu köreltmekten başka bir işe yaramayabilir.
Kitap, çocuklarımız hakkında yepyeni ufuklar açmakla birlikte, şu önemli mesajı veriyor; “Çocuklarınızı değiştirmek için kendinizi kahredercesine çaba içine girmeyin; kendinizi değiştirin, çünkü onlar çok özel çocuklar.”
Kaç yaşında olursa olsun, keskin ültimatomlar vermek yerine, ona ailenizin bir bireyi gibi davranın. Kuracağınız ilişkinin ve iletişimin tadına varın.
İşte kitaptan birkaç öneri:

  • Onlara saygılı davranın. Ailedeki mevcudiyetlerini onurlandırın.
  • Onların disiplin konusunda kendi çözümlerini yaratmalarına yardımcı olun.
  • Onlara her konuda seçimler sunun.
  • Onları asla küçümsemeyin.
  • Onlara bir talimatı neden verdiğinizi daima açıklayın ve bu açıklamayı kendiniz de dinleyin. Yaptığınız açıklama kulağınıza aptalca gelmesin. Saygı görmek istiyorsanız dürüst ve mantıklı açıklamalar yapın.
  • Bu çocukları yetiştirirken, onları “partnerleriniz” yapın. İşin bu yönü üzerinde çok düşünün.
  • Bebeklik çağından itibaren, onlara yapmakta olduğunuz herşeyi açıklayın. Onlar sizi anlamasalar bile, hissedeceklerdir.
  • Eğer ortaya ciddi sorunlar çıkarsa, onlara ilaç vermeden önce zeka testleri yaptırın.
  • Onları desteklerken, size güvenmelerini de sağlayın. Onların başarmalarını siz sağlamayın, siz sadece onları teşvik edin, cesaret verin ve kendi başlarına başarmalarına izin verin.
Bırakın neyle ilgileneceklerine kendileri karar versinler. Sırf aile kuşaklardan beri bu işi yapıyor diye onları aile zanaatine ya da ticaretine zorlamayın.

İpet Altınay