Sizin hikayeniz hangisi?

Gergin bir gündü. Arabadan inip, telaşla binaya girdi. Asansörü beklerken bakışlarını hızla etrafta dolaştırdı. Sürekli üçüncü katta bekleme yapan bu asansörün onunla bir derdi olmalıydı.
Belki de üçüncü kat çalışanlarına bir uyarı mesajı göndermekte yarar var. Bu binada bir tek onlar yaşamıyor. Eh, nihayet geldi. Kalabalık da birikti. Şimdi en üst kata ulaşıncaya kadar her katta in-bin için bekle dur bakalım.
Günaydın demek adet olmuş. Nesi aydın olacaksa günün? Of, bir de bu nasılsınız’lar! İyiyiz, iyiyiz, tamam! Herkesin parfümü birbirine karışıyor bu havasız yerde.
Yönetim katında asansörün kapısını gülümseyerek açan görevliye bakmadan içeri girdi. Odasına doğru hızla giderken, çabuk adımları sanki bastığı yerden intikam alıyor gibiydi. Masasına ilişti gözü. Dün bıraktığı dosyaların üstünde yenileri vardı. Asistanının üstünde yine aynı yeşil hırka. Yüzü de yeşil sanki. Hiç çıkarmıyor ki hırkasını, bütünleştiler artık. Yenilenmiş taze çiçekleri görmeden talimatları yağdırmaya başladı. Bitirmemişti ki telefon çaldı. Daha kahvesini bile içmeden.
Öğle yemeği iptal edilmişti. Bunca emek ve çaba boşa gitti. Yemek bahane, o restaurant’da onunla yemek yediğini görenler ne konuştuklarını bile bilmeden etkileneceklerdi. Hay aksi, bugün berbat bir gün!

Sıradan bir hikaye işte! Ama okurken, o mekana gittiniz, o adamı gördünüz ve gerginliğini hissettiniz değil mi?
Eğer nefesiniz, sabrınız ve vaktiniz yeterse, lütfen bir kez daha okur musunuz? Ama bu kez, her cümleyi sorgulayarak ve değiştirerek…
Ben, sadece adamın tavırlarını değiştirmek isterdim. Gülümseyen bir kişi olsaydı -ama gerçekten yüreğinden gülümseyen- gün gerçekten berbat olur muydu acaba?
Ya da adam koltuk değnekli olabilirdi, hikaye hemen değişiveriyor.
Hikayeyi değiştirebileceğimiz gibi, devamını da getirebiliriz.
Hem “Gergin bir gündü” de ne demek? Günlerin gergin ya da esnek olmak gibi yetenekleri mi var? Yoksa biz mi bu yüklemeyi yapıyoruz? Ya da çevremizde olan biten gerginliklere kendimizi kaptırıp, onların bizi yönetmesine mi izin veriyoruz?
Asansör yerine merdivenleri tercih etmek de hikayenin gidişatını etkileyebilirdi. Asansör hikayede karakter oyuncusu gibi neredeyse.

Yeşil hırkalı kadın (kadın olduğunu kim söyledi sahi?) kırmızı ojeli, bol makyajlı ve mini etekli de olabilirdi.
Ya da hikaye o kadının bakış açısıyla yazılabilirdi. Evet, bu da enteresan. Kadın o adama neler hissediyor acaba?
Kahve yerine yeşil çay mı koysak? Ya da şimdi sırf su içmek moda.
Öğle yemeğini iptal eden kim? Bu öğle yemeği niye bu kadar önemli? Hem niye akşam yemeği değil? Yemek sadece kurbağa bacağı yemek için de önemli olabilir miydi?
O gün nasıl biter acaba?

Hikayeyi değiştirmek bizim elimizde. Yaşamlarımızı değiştirmek de bizim elimizde. Her günümüz ayrı bir hikaye.
Sizin hikayeniz nasıl olurdu?
Bakarsınız müthiş bir senaryo çıkarırız buradan hep birlikte.


İpet Altınay