Küçük şeyler

Bu ara kiminle konuşsam keyfi yok. Şikayetlerin ardı arkası gelmiyor. İşlerin keyfi yok, ilişkilerin keyfi yok, yaşamın keyfi yok.
Şikayetlerin kaynağına inince sıralanan gerekçeler de pek haksız değil doğrusu. Şu son birkaç yılda toplumun ve bireylerin başına gelenler malum.
Evet de, keyifsiz yaşamaya da devam edilmez ki! Hem şikayet etmek insanın kendi enerjisini aldığı gibi, çevreye de olumsuz enerji yayıyor.
Gülümsemek ile surat asmak arasında incecik bir çizgi var. O incecik çizgi, niyet ve karar bana kalırsa. İnsan ya keyifli olmaya niyet eder ve karar verir, ya da tam tersine niyetlenir. Yine her zaman olduğu gibi kendi içimizde her türlü çözüm.
“Keyfim buraya gelir misin, yoksa ben mi geliyim?” misali…
Gerçekten keyfimizi kaçıracak büyük şeyler var, ama keyif dediğimiz hadise de küçük, küçücük şeylerden kaynaklanmaz mı?
Bir dakikanın altmış saniyesi içinde keyif duyulabilecek ne kadar çok şeyi keşfedebiliriz eğer istersek. Bunu başarabilmek için önce küçük şeyleri keşfetmek gerekmez mi?
O büyük isteklerimizden, büyük endişelerimiz ve korkularımızdan, büyük gerginliklerimizden vazgeçebildiğimizde, bize lazım olan küçük şeylerin tümüne sahip olduğumuzu da görebiliriz.
Çocuklarımız yetişirken, onlara büyük hedefler koymalarını, büyük istekler içine girmelerini söylüyoruz. Ama büyük isteklere ulaşmak için çırpınılan her sürecin içindeki minik şeylerden keyif almasını öğretmiyoruz. Şimdiki gençlerin çoğu mutsuz. Öylesine büyük ve bana kalırsa yanlış istekleri var ki, ulaşsalar da, ulaşmasalar da mutsuz kalacaklar sanki.
Bir bardak çayın, yanında püfürdetilen sigaranın, yavaş devinimli bulutların, sonbaharın savurduğu kuru yaprakların, karnımızı doyurmanın, üşüyünce kalın bir hırkaya sarınmanın, uykumuz gelince yatabildiğimiz rahat bir döşeğimizin olmasının… Daha yüzlerce minik şeyin keyifsiz olduğunu iddia edebilir misiniz? Mesele, farkedip, keyif alabilmeyi bilmekte.
Geçen gün posta kutuma düşen “Küçük şeyler” başlıklı bir elektronik postanın düşündürdükleri bunlardı…

  • En iyi şeyler küçük çıkınlarda taşınırmış.
  • Küçük bir beden çoğu kez büyük bir ruha yataklık edermiş.
  • Ufak balıklar lezzetli olurmuş.
  • Ateşe küçük odunlar atılırsa alevler artarmış, büyük odunlar ateşi söndürebilirmiş.
  • Her küçük şey mutlaka işe yararmış, birçok küçük bir büyük edermiş.
  • Sağanak dediğimiz küçük damlacıklardan ibaretmiş.
  • Ufacık bir yağmur kocaman bir toz bulutunu yok edebilirmiş.
  • Muazzam bir aydınlık küçük bir delikten görülebilirmiş.
  • Saman çöpü rüzgarın yönünü gösterirmiş.
  • Bütün hasat bir kıvılcım yüzünden elden gidebilirmiş.
  • Büyük bir geminin batması için küçük bir delik yeterli imiş.
  • Çok veren malından, az veren canından verirmiş.
  • Yükte hafif olmak pahada ağır olmaya engel değilmiş.
  • Deve büyükmüş ama ot yermiş, şahin küçükmüş ama et yermiş.
  • İnsan küçük bir adama iyiliği dokunduğu zaman cömertligi öğrenebilirmiş, büyük adama iyilik ederse öğreneceği şey ızdırap olurmuş.
  • Büyük adamın büyüklüğü devam ediyorsa bunun sebebi onun küçük adamlara gösterdigi ihtimam imiş.
  • Büyük makineleri küçük çarklar çalıştırırmış.
    Küçük başlangıçlar olmadan büyük sonuçların sağlandığı vaki değilmiş.
İpet Altınay