Ölüm korkusu

Naklen yayın savaş ve savaş hallerini ister istemez izlerken, oldukça çarpıcı bir cümleyle irkildim. Usame Bin Ladin’in sözcüsü Süleyman Ebu Geyd şöyle diyordu:
“Amerikalıların yaşama düşkünlüğü kadar biz de ölüme düşkünüz!”
Bu cümleye kabaca bakınca kuşkusuz irkilecek bir şey yok. Kim ölmek ister? Bunu ancak beyni yıkanmış insan söyleyebilir. Hem birkaç kişinin ağzından çıkan böylesi bir iddia kaç kişiyi bağlayabilir?
İrkilmek için satır arasını inceleyelim biraz.
Bir insanda var olan en güçlü duygu yaşamı sürdürme güdüsü. Tüm canlılarda var bu ama şu anda insana bakıyoruz. Bu bizim genlerimizde kayıtlı bir bilgi. Kimse sonradan öğretmiş değil. Ölmemek, varlığımızı sürdürmek için olası tüm tehlikelerden uzak duruyoruz. Varlığımızı korumak adına yürüttüğümüz bilinçli ya da bilinçsiz tüm faaliyetlerimizi ise tek bir duygu yönetiyor; korku!
Evet, korkuyoruz. Neden korkuyoruz? Ölmekten. Oysa ölüm hakkında elle tutulur tek bir bilgimiz bile yok. İçsel bazı bilgilerimiz var ama hiçbiri somut değil. Bilebildiğimiz tek şey ölmekten korktuğumuz.
Biraz da korku duygusuna yönelelim haydi.
İki tür korku var, biri zihnimizin ürettiği, diğeri ise bedenimizin ürettiği korku.
Zihnimizin ürettiği korku çok geniş bir yelpaze içinde sık sık karşımıza çıkıyor. Toplum içinde konuşamamaktan tutun, sevilmeme korkusuna kadar giden, yükseklik korkusundan, sevdiğimiz bir yakınımızı kaybetmeye, maddi olanaklarımızı yitirmekten, canımızın yanmasına kadar uzanan bir çizgi. Bunların tümü elbette yaşamımızı kaybettirecek kadar güçlü korkular değil ama dikkat edersek tüm bu tarz korkularımızın içinde varlığımız zedelenme tehditi altında.
Daha çok endişe diyebileceğimiz bu tür korku duygusu aslında “korkudan korkmak” gibi bir şey. Başımıza gelmesin diye çok korktuğumuz bir şey gerçekten başımıza geldiği zaman hissettiğimiz şey korku mu acaba?
Bedenin ürettiği korku ise insanın zihnini devreye sokmadan çalışıyor. Bu duygunun nasıl çalıştığına bakmak için en iyi örnek hayvanları incelemek aslında.
İki hafta kadar önce ilginç bir olay yaşadım.
Bir gece geç vakit eve gidiyordum. Düşüncelere boğulmuş, gayet dalgın bir biçimde taksiden indim. Apartmanın kapısını açtım. Geceyarısının sessizliğinde merdivenleri ağır ağır çıkmaya başladım. Toplam üç kat çıkmam gereken merdivenlerin ikincisine başlamıştım ki, derin düşüncelerim aşağı kattan ani bir şekilde başlayan ve filmlerdeki korku efektlerini andıran ayak sesleri ile bölündü.
Bir saniyeden çok daha kısa bir süre içinde gürültü iyice yoğunlaştı, ben de kalan merdivenleri koşarak çıkmaya başladım. Tüm dikkatim seslere yoğunlaşmıştı. Kendi ayak seslerim, aşağıdan gelen koşarayak merdiven çıkma seslerini bastırıyordu. Tam kendi katıma geldim ki, bacaklarım birden kesildi. Düştüm. Ağır çantamın, bedenimle birlikte basamaklara düşme sesi de korku efektlerine katıldı. Birden doğruldum, kalktım. Eve nasıl girdiğimi ve kapıyı kilitlediğimi bilmiyorum. Nefes nefese ve kalbim küt küt atar durumda, kapı deliğinden apartmanı gözlemeye başladım.
Ne bir ses, ne de hareket vardı. Ani başlayan gürültü aynı anilikte kesilmişti. Kapımın önüne kadar gelmesi gereken adam (niye adamsa?) yoktu. Camdan bakıyorum, apartmanın dışına çıkan biri de yok. Apartman, sokak, cadde, tamamı sessizlik içinde.
Sakinleşince düşünmeye başladım. Niye korkmuştum? Peşimden koşarak gelen ayak seslerinin ne olabileceği konusunda zihnim düşünce üretmeye başlamadan önce korku haline kapılmış ve kendimi eve atmıştım. Belki düşünseydim, durur ve arkama bakar, gelen kişiye neden koştuğunu ve orada ne yaptığını sorardım. Belki de düşünseydim, korkudan bayılabilirdim. Oysa tamamen bedenimin kontrolünde davranmıştım.
Olay çözülmedi ama bir daha da aynı şey olmadı. Ama ben korku duygusu üzerinde epey düşünmeye başladım.
İnsanın sahip olduğu en büyük zaaf ve zayıflık; korku. En güçlü silah ise ne bomba, ne de “bunker buster”. Sadece korkusuzluk!
Geniş kesimler endişe ve korku içinde yaşarken, birileri korkusuz ve kararlı.
Birileri neden korktuğunu tam olarak bilemezken, birileri neden korkmadığını da bilimsel olarak açıklayamaz.
Ama korkmayanlar oldukça güçlü bir silaha sahip.


İpet Altınay