Sokak sesleri
Gecenin karanlığında, kendinizi uykuya teslim etmeden önce hiç sokak seslerini dinlediniz mi?
Duymak ayrı, dinlemek ayrı bir şey. Zaten insan her duyduğu şeyi dinlemiyor ki! Kulaklarımızı da, tıpkı gözlerimiz gibi, zaman zaman boşa çalıştırıyoruz. Boşa diyorum, çünkü uzuvlarımız çalışıyor, bize bilgileri sunuyor ama algılamayı reddediyoruz çoğu zaman.
Zira zihnimizdeki gürültüyü dinlemekle çok meşgulüz. Kendimizle ve hayatla tepişirken yaşam seslerine karşı sağırlaşıyoruz.
O gün yaptıklarınız ve ertesi gün yapacaklarınızın düşünce kirliliğinden bir an ayırın kendinizi. Geceye kulak verin. Karanlığa rağmen gözlerinizi yumulu tutun. Bedeninizdeki tüm kasları serbest bırakın. Aman ha, bu kolay bir iş değil. Yatma pozisyonuna rağmen gergin tuttuğunuz tüm kasları bir gözden geçirin.
Tüm dikkatinizi kulaklarınıza verin. Dinlemeye başlayın. Yaşamda var olan tek şeyin sadece duyduğunuz sesler olduğunu varsayın.
Gece oniki civarı olmalı, lokantayı kapattılar, inen kepengin sesi geceye karıştı. Otomobil sesleri giderek seyrekleşiyor. Yalnız motor seslerini değil, arabanın içinde hangi müziği dinlediklerini bile duyabiliyorum bir an. Rüzgarla geçiveren melodiyi hemen tanıyorum.
Zaten hiç gazete okumasam, hiç TV seyretmesem, yaşamım boyunca sadece sokak seslerini bile dinlesem, o sezon hangi şarkının hit olduğunu bilebilirim. Geçen sene “eeLBETTeee” diye geçip gidiyordu arabalar, bu sene “ku-zu ku-zu ku-zu” diye…
Yanıbaşımdaki nefes derinleşmeye başladı iyice. Güzel bir rüya görüyor olmalı.
En derin uykumda bile sokaktan gelen bir kedi miyavlamasının sesiyle uyanmam seçici algı olabilir mi? Ama özellikle tam geceyarısı miyavlayan bu kedi aç olmalı. Ne olsa bu saatler onların avlanma zamanı.
Evin içinden de sesler geliyor. Bu parkelerin sesi olmalı. Kalorifer söndüğü için yeni ısıya alışmaya çalışıyorlar herhalde. Acaba biraz daha dikkat etsem, evdeki bitkilerin de sesini duyabilir miyim?
Yan komşunun duvar delen horultusunu duymam için hiç kulak kesilmem gerekmiyor. Ama bu beni sinirlendirmiyor, Allah yanındakine kuvvet versin.
Sesler azaldıkça, yani alışık olduğumuz gürültü dindikçe yeni sesler çıkıyor ortaya. Normalde denizin sesini ve geçen gemiyi işitmeme imkan yok. Uzaktaki suyun sesi, sokaktaki tek bir kişinin ayak sesiyle karışıyor.
Uzaktan bir kadın kahkahası duyuyorum. Evin camı açık olmalı. İçim neşeleniyor. O sese bir yüz ve beden çiziyorum zihnimde.
Fren sesiyle irkiliyorum. Tüm kaslarım geriliyor. Neyse, yeniden hareket etti araba. Ama bedenimi sakinleştirmem o kadar çabuk olmuyor.
Hafifçe esen rüzgar dindi. Rüzgar susunca farkettim onun da bir sesi olduğunu.
Gece gittikçe sessizleşiyor. Hayır! Şimdi başka bir ses var. Karanlığa gömülmüş sessizliğin sesi. Daha önce sessizliğin büyüleyici sesini farketmemiştim.
Beni ve zihnimi tamamen kaplayan sessizliğin içinde gülümseyerek uyuyakalıyorum.
Niyetim bir yeni yıl yazısı yazmaktı.
2001 neler öğretti? 2002 için dileyebileceklerimiz, daha önceki yıllarda dilediklerimize göre değişti mi? Yoksa eski yılbaşı heyecanlarımız mı kalmadı?
Düşüncelerim hızla gezinirken, yılbaşı gecesi ne yapmayı planladığımı düşündüm.
Her ne yapacaksam, gecenin sonunda gülümseyerek sokak seslerini dinlemek istiyorum.
İpet Altınay
|