Felsefe yapma, eyleme geç ve gözden kaybol!

Yoldan gelip geçenlere romatizmaya iyi gelen birtakım reçeteler satan neşeli mi neşeli yaşlı bir adamcağız varmış. Uzun zamandan beri yol kenarında satıcılık yapıyormuş. Bir gün genç bir kabadayı adamcağızı rahatsız ederek canından bezdirmiş. Onunla karşılaşmamaya ne kadar çaba gösterdiyse de, kabadayı yaşlı adama olur olmaz yerde küfür etmeye başlamış ve onun tam bir ödlek olduğuna karar vermiş. Tam saldırıya geçeceği sırada, yaşlı adam genci üstün dövüş teknikleriyle bozguna uğratmış. Bu kavgadan sonra ne ilginçtir ki yaşlı satıcıyı bir daha gören olmamış. En kritik anda üstünlüğünü herkese ilan eden satıcı birdenbire ortadan kaybolmuş.
Bu rekabet dolu dünyada en güzeli görünmez olmak. Ne başkalarına caka satın, ne de gösteriş yapın. Bütün dikkatleri üstünüze çekmekten sakının. Aşırı mimiklerden, el kol hareketlerinden uzak durun. Bütün bu davranışlar yalnızca düşman kazanmanıza yol açar. Bilge kişiler elde etmek istediklerine, karşısındaki kişileri kıskandırmadan, kendilerini aşağılatmadan ulaşırlar. İçsel anlamda tatmin olmak başarının da ötesindedir.
Kendinizi başkalarına kanıtlamanız gereken zamanlar da olacak kuşkusuz. Gerektiğinde yeteneklerinizi sonuna kadar kullanıp, elinizden gelenin en iyisini yapmalısınız. Böyle anlarda ne felsefe yapmaya, ne de tevazu göstermeye zaman yok. Eyleme geç. Yapılması gerekeni yap. Sonra da gözden kaybol.
(365 Günün Taosu, Deng Ming-Dao, Dharma Yayınları, Sayfa 203, Tel: 212 / 512 81 21, Faks: 212 / 512 50 21)


Richard Bach’ın “Mavi Tüy” adlı başucu kitabında bir tavsiye vardı; “Rastgele seçtiğin bir kitabın, rastgele bir sayfasını aç. Aradığın sorunun cevabı oradadır!”.
Aklıma geldikçe uyguladığım ve zaman zaman oyun haline getirdiğim bu eylemin aslında öğrettiği; cevabın heryerde olabileceğiydi sanırım. Yeter ki soruna odaklanarak yaşamak yerine, gerçek bir dinginlikle çözümü bulmaya çalışmak.
Yukarıdaki metin, bana en yakın duran kitabın rastgele açılmış sayfasında yazıyordu.
Yaklaşık 10-15 gündür yakın çevremdeki kişilerin içinden yükselen öfke ve şiddet duygularını dikkatle gözlemliyordum, çünkü aynı duygular (itiraf etmeliyim ki) bende de yükseliyordu.
Astroloji bilenler, bu baskın duyguya, kişi ve kitleleri etkileyen güçlü gezegenlerin mayıs ayı içindeki birikiminin neden olduğunu belirtiyor; “Aman! Ağzınızdan çıkan söze, aklınızdan geçen düşünceye ve davranışlarınıza dikkat edin. Onlar görünür sonuçlara dönüşebilirler.” diye uyarıyorlardı.
Aman diyeyim, şimdi öfkeye yenilmenin zamanı değil. (Ne zaman peki? Şimdi değilse ne zaman?)
Şiddet? Ne ayıp! Medeni toplumlarda, medeni insanın içinden yanındaki adama bir tokat aşketmek yükselir mi? (Yükselmez mi?)
Gel-gitler arasında yukarıdaki metin ilaç gibi geldi. Felsefe yapma diyor, tantana yapma yani!
Eyleme geç, at tokatı, kaybol!
Harika!
Harika da, iş kaybolmaya gelince ya çuvallarsak?
İşin mizah kısmı bir tarafa (çünkü felsefe yapma diyen de felsefe yapıyor alenen), zor zamanlarda dengeyi koruyabilmek gerçekten önemli. Eyleme geçme zamanını da kaçırmamak gerekir.
En iyisi gözden kaybolma egzersizlerine bir an önce başlamak.


İpet Altınay