Veda zamanını kaçırmamalı

Vedaların dokunaklı bir tarafı vardır, değil mi? Ama vedayı özel kılan da işin bu yoğun duygusal tarafıdır.
Tam bir acı değildir ama dokunaklıdır işte. O yüzden pek sevilmez vedalar, değil mi? Ve fakat… Şarttır elveda demek. Veda etmeli ki yeni bir başlangıç yapılabilsin. Yoksa hep aynı yerde, hep aynı kişilerle, aynı durumlarda kalınması da mümkün değildir.
Evet, acıtır, dokunur da, veda zamanını da kaçırmamak gerekir.
İşte bir 365 güne daha veda ediyoruz mesela. Geçirdiğimiz bir yıla veda etmezsek, yeni yılı nasıl karşılarız?
Hem veda zamanını kaçırmamalı, hem de veda anına kusur edilmemeli kanımca. Yani bir ritüel, bir ayin, bir tören gibi özen göstermeli. Tadını çıkarmalı anlayacağınız.
Kırmızı şarap, kendi özel kadehinde içilmeli. Sağ elin birkaç parmağıyla kavranmalı kadeh. Kadeh göz hizasında ışığa doğru tutulmalı, şöyle bir bakılmalı rengine, kıvamına. Estetik bir duruştur bu, uzaktan bakınca. Gözgöze kalınca bir kadeh kırmızı şarap ile, bir anlık satori yaşanmalı. O bir an içinde, üzümler toplandıkları yöreden selam etmeli kadehi tutan elin sahibine. O el, ki defalarca kimlerin elini tutmuştur, kimlere tokat atmıştır, neler yazmıştır, neler üretmiştir, kaç kez tokalaşmıştır ya da el sallayıp veda etmiştir, şimdi o kadehle merhabalaşmaktadır. Gülümser elin sahibi ve kadehi yüzüne doğru yaklaştırır, kokusunu hissetmeye çalışır. Koku daha çok bilgi verir, üzümlerin geçirdiği binbir mevsim hakkında, hikayesini bir çırpıda anlatıverir. Kaç kez güneşle buluştuğunu, kaç kez yoğun kar altında kaldığını. Bambaşka ellerle nasıl toplandığını, ezildiğini, fıçılandığını, aylarca, yıllarca beklediğini, nihayet şişelendiğini, onca yoldan geçip bir kadehin içine konup o selamlaşma anına kavuşacağını… Ve damak bir yudumuyla eşleşir kırmızı şarabın. Buluşma tamamlanmıştır. Ama hikaye bitmez.
Şarap şişesini kafama dikmeyi de bilirdim, ama işin ritüeli bambaşka. Bir şıklık, bir zerafet, bir kusursuzluk, her anın, her buluşmanın ya da vedanın keyfini çıkarmak, onu özel kılmak… Yaşamı böyle yaşamalı. Bu yıl, 31 Aralık’ta, biten yıla ve yıllara kusur etmeyeceğim. O nasılsa geçti, bitti diye gereken özeni göstermeyi ihmal etmeyeceğim. Yeni geleni karşılamak adına, yaşananları, yaşanmışlıkları, paylaşılanları, paylaştıklarımı göz ardı etmeyeceğim. Bir kırmızı şarap kadehine koyacağım onları, gülümseyeceğim, bakacağım, dinleyeceğim, anlatacağım, koklayacağım, tadacağım.
Ne pişmanlık duyacağım, ne de övüneceğim.
Teşekkür etmeyeceğim, özür dilemeyeceğim.
Sadece ona kusur etmeyeceğim. Veda edeceğim.
Mutlu yıllar…

İpet Altınay