Basın Bülteni
11 Eylül 2006

11 Eylül 2006
İstanbul Araştırmaları Enstitüsü ilk sergisini,
20. yüzyıl başı İstanbul’una damgasını vurmuş
bir İtalyan mimarın eserleriyle açıyor;

Suna ve İnan Kıraç Vakfı
İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Galerisi’nde

“Osmanlı Mimarı” D’Aronco 1893 - 1909
İstanbul Projeleri
restorasyonlar, projeler, kitaplar


2007 yılı başlarında kapılarını bilim dünyasına, araştırmacılara ve İstanbullular’a açmaya hazırlanan Suna ve İnan Kıraç Vakfı İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, küçük bir galeri olarak tasarlanan ilk katını 2006 sonbaharından başlayarak hizmete açıyor ve enstitü çalışmalarına paralel olarak açılacak bir sergiler dizisini başlatıyor.

Osmanlı mimarlığının bir dönemine ve 20. yüzyıl başı İstanbul’una damgasını vurmuş büyük İtalyan mimar Raimondo D’Aronco’nun özgün çizim, karakalem ve suluboya çalışmalarıyla, kitaplığından yapılan bir seçkiyi bir araya getiren “Osmanlı Mimarı D’Aronco 1893 - 1909 İstanbul Projeleri” sergisi, 18 Eylül’den itibaren Tepebaşı’ndaki Suna ve İnan Kıraç Vakfı İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Galerisi’nde izlenebilecek.

Küratörlüğünü Prof. Diana Barillari’nin yaptığı sergi, 1893-1909 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu’nun kozmopolit başkentinde yaşayan ve çalışan ünlü İtalyan mimar D’Aronco’nun, çoğumuzun yakından tanıdığı yapıtlarının ilginç detaylarını meraklılarıyla buluşturmayı amaçlıyor.

Mimarlık tarihimizde, özellikle de İstanbul’un siluetinde derin izler bırakan ve artık “İstanbullu” sayabileceğimiz bu usta mimara saygı niteliği de taşıyan sergi, Suna ve İnan Kıraç Vakfı İstanbul Araştırmaları Enstitüsü ve İstanbul İtalyan Kültür Merkezi işbirliğiyle; İstanbul İtalyan Başkonsolosluğu, Friuli-Venezia Giulia Özerk Bölgesi ve Udine Belediyesi himayelerinde düzenleniyor.

İtalya Başkonsolosu Massimo Rustico ve Friuli Venezia Gulia Özerk Bölgesi Başkanı Riccardo Illy’nin, 17 Eylül Pazar 18.30’da açılışını yapacağı sergi, 18 Eylül’de sanatseverlerin ilgisine sunulacak ve 15 Kasım 2006’ya kadar ücretsiz olarak gezilebilecek.

Projeler, restorasyonlar, kitaplar olmak üzere üç bölümden oluşan, aydınlatıcı ve heyecan verici bu sergi süresince, Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi ve İtalyan Kültür Merkezi oditoryumlarında, Türkiye ve İtalya arasındaki kültürel ilişkilerin çeşitliliğini vurgulayan ve sergiyle ilgili sözlü etkinlikler gerçekleştirilecek.

www.peramuzesi.org.tr
www.plan-pr.com


Detaylı bilgi: İpet Altınay (212) 211 41 00 - (532) 234 28 76 / ipet@plan-pr.com
Görsel bilgi: Birgül Şener (212) 211 41 00 - (532) 657 78 94 / birgul@plan-pr.com

Prof. Diana Barillari’nin
Sergi Metni

“Osmanlı Mimarı” D’Aronco
İstanbul İçin Projeler (1893-1909)

“Osmanlı Mimarı” D’Aronco sergisi, 1893-1909 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu’nun kozmopolit başkenti İstanbul’da yaşamış ve birçok önemli yapıya imza atmış İtalyan mimar Raimondo D’Aronco’nun (Gemona 1857 – Sanremo 1932), bu kentte kaldığı süre içinde gerçekleştirdiği proje, çizim ve krokileri, yüz yıl sonra, yine bu kentte bir arada görme olanağını veren bir derleme. D’Aronco, günümüze ulaşan görkemli mimari anıtlarından da anlaşıldığı gibi, yüzyıllar boyunca farklı kültürlerin buluşma noktası olan bu ayrıcalıklı gözlem noktasından Avrupa’nın uluslararası Art Nouveau hareketine katılmış ve İslam-Osmanlı sanatı üzerine düşünceleriyle bu harekete katkıda bulunmuştur.

D’Aronco’nun katkısı, Viyana’da odaklanan mimari araştırmanın karakteristik özelliğini oluşturan bir tema içinde yer aldığı için daha da önemlidir: Bu tema, genius loci niteliğiyle halk sanatının yeniden keşfidir ve amacı, ulusal kimliği belirleyen anlatım biçimlerine, dillerin ve kültürlerin etkileşimi çerçevesinde yeni bir canlılık kazandırmaktır. Bu son derece zengin bağlamda D’Aronco’nun yapıtı, Orta Avrupa’da sürmekte olan kültürel tartışmayla İslam sanatı arasında bir köprü niteliği taşır; mimar bu köprü işlevini yerine getirirken, Macaristan’da olduğu kadar Viyana’da da yandaşları olan Doğu-Batı etkileşimine yönelik bir ilginin izinden gider.


D’Aronco’nun önerileri dekoratif yönlerle sınırlı değildir, organik bir bütün olarak mekânı içerir. Buna bağlı olarak, 1903-1906 yılları arasında Boğaziçi’nde çoğunlukla sarayla bağlantılı seçkin bir müşteriler grubu için yaptığı birçok yalı, ayrıca kent içinde yaptığı binalar (Yıldız yokuşu üstünde çeşme, türbe ve kütüphane, Arnavutköy’de Memduh Paşa yalısının kütüphane ve koleksiyon salonu, Kireçburnu’nda Cemil Bey evi, Galata’da mescit, Tarabya’da İtalyan Büyükelçiliği binası), bize Türk mimari kültürünü yenileme gibi tutkulu bir hedefi olan araştırmasının ana temalarından bazılarını açıklığa kavuşturma olanağını verir.

D’Aronco, modernleşme konusunda Avrupa sanatıyla buluşmanın yolunu açarak, “Türklük” ruhunun yakalanabileceğini kanıtlar. Bu, nostaljik tutumlardan arınmış bir yaklaşımla yararlanılan geleneği ihmal etmeksizin, yeni yapım tekniklerinin ve yeni malzemelerin benimsenmesi anlamına gelir.

Osmanlı mimarisinin tarihi ve teknikleri konusundaki bilgi birikimi, önemli ölçüde restorasyon alanında gerçekleşen bir mesleki etkinlik süreci içinde olgunluk kazanır; çünkü D’Aronco 1894 depreminden sonra, sultanın verdiği görev üzerine başkentin birçok anıtının onarımında görev almıştır ve bunların arasında Ayasofya’yla Mimar Sinan’ın yapıtı Mihrimah Sultan Camisi de vardır.

D’Aronco’nun uygulama deneyimi, Batılı temalara ilişkin kitapların yanı sıra, kitaplığı için satın aldığı İslam sanatı ve mimarisi kitaplarının da açıkça gösterdiği gibi, eleştirel-tarihsel incelemelerinin kuramsal altyapısıyla birleşir. Mimarın, içinde çalıştığı kültürel bağlamı derinlemesine tanınması açısından önemli olan bu değerli malzeme, mimarın vasiyetnamesindeki açık beyanıyla Udine Kent Kitaplığı’na bağışlanmıştır. Udine Modern Sanat Galerisi’nde korunan çizim ve eskizler de bilimsel ve kültürel açıdan uluslararası önem taşıyan bir mimarlık arşivi oluşturur.

D’Aronco, etkinliği süresince, ister Osmanlı canlanması biçimlerinden yararlanma (Sultanahmet Meydanı’nda Yeniçeri Müzesi ve Ziraat Bakanlığı Binası, Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane Binası), ister Orta Avrupa’daki Sezession hareketiyle ilişki kurma söz konusu olsun, o an gerçekleşmekte olan gelişmeleri yakalamayı başarır; ve bunu, bir an bile durmasına izin vermeyen bir “anlatım huzursuzluğu”nun göstergesi niteliğindeki kişisel yorum perspektifinden vazgeçmeden yapar.

D’Aronco’nun çizimdeki ustalığı ve ailesinin inşaat şirketinde edindiği deneyimden kaynaklanan şantiye çalışması pratiği, coşkulu ve yaratıcı düş gücünü destekleyen bir öğedir.

Proje çizimleri, eskizleri ve kitapları, Babıâli için bir imparatorluk mimarı olarak etkinliğine tanıklık eder; sergide bunlar, tıpkı bir taslak ve projelendirme çalışmasında olması gerektiği gibi, kesişmeler ve göndermelerden oluşan kesintisiz bir ilişkiler ağı içine yerleştirilmiştir. Sergilenen malzemeler, bu sergi sayesinde uluslararası düzeyde gündeme gelme yönünde önemli bir fırsata kavuşan Udine kültür kurumlarının sanatsal varlığının bir parçasını oluşturmaktadır.